Paris üç günde gezilen, beş günde rahatlayan bir şehir. Alanı küçük, mesafeler kısa ve asıl görülecek şey tek tek yapılar değil, sokakların kendisi. Bu yazıda şehri beş durağa böldük; her durakta haritada nerede olduğunu, ne yapılacağını, ne yeneceğini ve katılmaya değer turları bulacaksınız. Şehir dışına çıkmak isteyenler için ayrı bir yazı var.
Yola çıkmadan önce: bilet, internet ve turlar
Paris’te bir şeyi önceden ayarlamak bütün seyahati kurtarıyor: bilet. Eyfel Kulesi’nin zirve bileti haftalar öncesinden, Louvre ve Orsay’in saat dilimli biletleri günler öncesinden tükeniyor; Versailles’a rezervasyonsuz giden kapıda saatlerce bekliyor. Bunları Türkiye’den halledin, telefonda internetinizi kurun, gerisi yürüyerek hallediliyor. Bağlantılar ortaklık bağlantısı, size ek maliyeti yok.
⚠️ BNESIM ve Holafly sitelerine Türkiye’den erişim BTK kararıyla engelli olabiliyor; Türkiye’deyken VPN ile açın ya da paketi yurt dışına çıkmadan önce kurun. Kurulu eSIM’in çalışması etkilenmiyor.
Paris: Île de la Cité’den Marais’ye
🧭 Paris’te nasıl dolaşılır
Paris küçük bir şehir: doğudan batıya on kilometre, yani bir uçtan bir uca yürünebilir mesafede. Yirmi arrondissement bir salyangoz gibi merkezden dışa doğru sarmal biçimde numaralanmış; adres okurken bu işe yarıyor. Metro Avrupa’nın en sık ağlarından biri, istasyonlar arası ortalama beş yüz metre — yani çoğu zaman metroyu beklemek yerine yürümek daha hızlı. Tek bilet yerine on biletlik carnet ya da telefona yüklenen Navigo Easy kartını alın. Şehrin asıl keyfi ise sokakta: iki durak metroya binmek yerine nehir kenarından yürümek Paris’i gezmenin doğru yolu.
Île de la Cité ve Latin Mahallesi


Paris buradan başlamış: Sena’nın ortasındaki bu ada iki bin yıl önce Parisii kabilesinin yerleşimiymiş. Bugün adada iki yapı var — Notre-Dame ve Sainte-Chapelle — ve ikisi de şehirdeki en önemli duraklardan.
Notre-Dame 2019 yangınından sonra beş yıl kapalı kaldı ve 2024 sonunda yeniden açıldı. İçerideki taş yangından önce olduğundan daha açık renk; yüzyılların isi temizlendiği için.
Île de la Cité ve Latin Mahallesi’nde ne yapılır
Notre-Dame’a giriş ücretsiz ama sıra uzun; internetten ücretsiz zaman dilimi ayırtabiliyorsunuz, bunu yapın. Sainte-Chapelle ayrı bir bilet ve asıl sürpriz orada: üst kattaki on beş vitray pencere bütün duvarı kaplıyor, güneşli bir günde içerisi tamamen renkli ışık oluyor. Yanındaki Conciergerie ile kombine bilet daha hesaplı.
Adadan güneye geçip Latin Mahallesi’ne girin. Adını buradaki üniversitede yüzyıllarca Latince konuşulmasından alıyor. Panthéon, Lüksemburg Bahçeleri ve Shakespeare and Company kitabevi bu yürüyüşün üstünde. Bahçeler Parislilerin öğle molası verdiği yer — yeşil sandalyeleri istediğiniz yere çekip oturabiliyorsunuz.


Île de la Cité ve Latin Mahallesi’nde ne yenir
Latin Mahallesi’nin turistik kısmı (Rue de la Huchette çevresi) vitrinde kebap ve krep döndüren yerlerle dolu; oradan uzak durun. Bir iki sokak güneye inince gerçek bistro’lar başlıyor. Öğlen için formule denen sabit menüye bakın: giriş ve ana yemek ya da ana yemek ve tatlı, akşam fiyatının yarısına. Klasikler: soğan çorbası, kuzu incik, ördek confit’si. Kahvaltı için basit ve doğru olan şey bir fırından çıkmış taze kruvasan ve espresso. Paris genelinde ne yenir →
Île de la Cité için önerdiğimiz turlar
Notre-Dame’ın hikâyesi yangınla başlamıyor ama yangınla değişti; rehber hem sekiz yüz yıllık yapıyı hem restorasyonun nasıl yürüdüğünü anlatıyor. Dışarıdaki cephe heykellerinin ne anlattığını kendi başınıza çözmek mümkün değil, bu turun asıl değeri orada. Giriş sırasını da atlamış oluyorsunuz.
⛪Sainte-Chapelle Paris’te en çok ‘bunu beklemiyordum’ dedirten yer. Üst şapeleye çıkınca duvar diye bir şey kalmıyor, her yer vitray. Yanındaki Conciergerie ise devrim sırasında hapishane olmuş, Marie-Antoinette’in hücresi orada. İkisi yan yana, kombine bilet ayrı ayrı almaktan ucuz. Öğleye doğru gidin, ışık o saatte vitraylardan tam giriyor.

Louvre, Tuileries ve Champs-Élysées


Louvre bir müzeden çok bir şehir: 73.000 metrekare sergi alanı, 35.000 eser. Hepsini görmek diye bir şey yok; bir günde tamamını gezmeye çalışmak Paris’te yapılan en yaygın hata.
Binanın kendisi önce kale, sonra kraliyet sarayı olmuş. Ortadaki cam piramit 1989’da eklendi ve hâlâ tartışılıyor; bugün Paris’in simgelerinden biri sayılıyor.
Louvre çevresinde ne yapılır
Louvre için iki saat ayırıp bir rota seçin: ya İtalyan resmi (Mona Lisa buradaysa da asıl iyi işler çevresindeki salonlarda), ya antik Mısır, ya da Fransız heykeli. Mona Lisa’nın önünde kalabalık ve cam yüzünden tabloyu doğru dürüst göremiyorsunuz; buna hazırlıklı gidin. Bilet saat dilimli; salı günleri müze kapalı.
Çıkışta Tuileries Bahçeleri’nden batıya doğru yürüyün: Place de la Concorde, oradan Champs-Élysées ve ucunda Zafer Takı. Yürüyüş üç kilometre ve tamamı düz. Zafer Takı’nın çatısına 284 basamakla çıkılıyor; yukarıdan on iki caddenin yıldız gibi dağıldığı görüntü Eyfel’den bile iyi olabiliyor. Karşıdan karşıya geçmek için yer altı geçidini kullanın, meydanda yaya geçidi yok.


Louvre çevresinde ne yenir
Louvre ve Champs-Élysées hattı şehrin en pahalı yemek bölgesi. Kuzeye, Rue Montorgueil çevresine yürümek hem daha ucuz hem daha iyi: yaya caddesi boyunca fırınlar, peynirciler, balıkçılar ve mahalleli bistro’ları var. Paris’te bir fırından baget alıp peynir ve şarapla parkta yemek hâlâ en iyi öğle yemeği; Tuileries buna çok uygun. Paris genelinde ne yenir →
Louvre için önerdiğimiz turlar
Louvre’da asıl sorun eser değil, karar: neyi göreceğinizi bilmeden girince üç saat koridorda geçiyor. Rehberli turun tek işlevi bu — seçilmiş bir rota ve her eserde neden orada olduğunun anlatımı. Mona Lisa’ya da grup girişiyle gidiliyor. Müzeyi tamamen gördüğünüzü düşünmeyin; kimse göremiyor.
🖼️Louvre büyüklüğüyle yoruyorsa Orsay tam tersi: eski bir tren garının içinde, derli toplu ve dünyanın en iyi empresyonist koleksiyonu burada. Monet, Renoir, Degas, Van Gogh aynı katta. İki saat gerçekten yetiyor ve çıkarken yorgun değil, dolu hissediyorsunuz. Üst kattaki büyük saatin arkasından şehre bakmayı unutmayın.

Eyfel Kulesi, Trocadéro ve Sena


Eyfel Kulesi 1889 Dünya Sergisi için yapılmış ve yirmi yıl sonra sökülmesi planlanıyormuş; telsiz anteni olarak işe yaradığı için kalmış. Üç yüz otuz metre, üç kat, ve akşam her saat başı beş dakika ışıldıyor.
Karşı kıyıdaki Trocadéro terası kuleyi bütün hâlde görmenin en iyi yeri. Nehrin aşağısında ise Musée d’Orsay ve Sena boyunca uzanan yürüyüş yolu var.
Eyfel Kulesi çevresinde ne yapılır
Kule bileti mutlaka önceden alınmalı; zirve bileti haftalar öncesinden tükeniyor. İkinci kat aslında fotoğraf için daha iyi — zirveden bakınca kulenin kendisi çerçevede olmuyor ve her şey uzak kalıyor. Merdivenle çıkmak hem ucuz hem sırasız; 674 basamak ikinci kata kadar.
Kuleyi görmek için bilet şart değil: Champ de Mars çimenleri, Trocadéro terası ve Bir-Hakeim köprüsü ücretsiz ve çok daha iyi açılar. Akşamüstü Sena turuna binmek şehri su hizasından gösteriyor ve bir saatte bütün merkezî yapıların önünden geçiyorsunuz. Trocadéro’daki ‘bilezik’ ya da imza satanlara elinizi vermeyin.


Eyfel Kulesi çevresinde ne yenir
Kule çevresi tamamen turistik. Güneye, Rue Cler’e yürüyün: küçük bir yaya çarşısı, peynirci, şarapçı ve fırınlarıyla mahalle hâlâ gerçek. Peynir alırken satıcıya ne zaman yiyeceğinizi söyleyin, olgunluğuna göre seçiyor. Akşam için Sena kenarında oturup şarap içmek Parislilerin kendi alışkanlığı; kıyıdaki basamaklar yaz akşamları dolup taşıyor. Paris genelinde ne yenir →
Eyfel Kulesi için önerdiğimiz turlar
Kule biletini resmî siteden almak mümkün ama satışa çıktığı gün dakikalar içinde tükeniyor. Bu bilet rezerve girişli, yani asansör sırasını beklemiyorsunuz. Gün batımından yarım saat önceki saati seçin: yukarı çıkarken gündüz, inerken şehir ışıkları yanmış oluyor. Rüzgâr yüzünden yukarısı her zaman soğuk, ince bir şey alın.

Paris’in en verimli bir saati: tekne merkezî köprülerin altından geçiyor, Notre-Dame’ın önünde dönüyor ve Louvre, Orsay, Concorde sırayla önünüzden akıyor. Yorgun bir günün sonuna koymak için ideal. Akşam kalkışında köprüler aydınlanıyor; kışın kapalı tekneler ısıtmalı.

Montmartre ve Opéra


Montmartre 1860’a kadar Paris’in dışında, bağları ve değirmenleriyle bir köymüş. Sonra ucuz olduğu için ressamlar taşınmış: Picasso, Modigliani, Utrillo, Toulouse-Lautrec hep burada yaşamış.
Tepenin üstündeki Sacré-Cœur şehrin en yüksek noktası ve beyaz taşı yağmurda kendini temizleyen bir cins; bu yüzden hep yeni yapılmış gibi duruyor.
Montmartre’da ne yapılır
Tepeye füniküleyle çıkıp yürüyerek inin; metro bileti füniküler için geçerli. Bazilikaya giriş ücretsiz, kubbeye çıkış ayrı bilet ve şehrin en geniş manzaralarından biri. Place du Tertre’deki portre ressamları alanı tamamen turistik — fiyat sorulmadan çizime başlatmayın.
Asıl Montmartre arka sokaklarda: Rue de l’Abreuvoir, tepenin kuzey yamacındaki bağ (şehrin son üzüm bağı), Vincent van Gogh’un kardeşiyle yaşadığı ev. Aşağı indiğinizde Opéra Garnier’e geçin; içerisi Paris’in en gösterişli mekânı ve gösteri olmadığı saatlerde bilet alıp geziliyor. Pigalle çevresinden gece geçerken dikkatli olun.


Montmartre’da ne yenir
Montmartre’ın tepesi turistik, eteği değil. Güneye, Rue des Martyrs’e inin: fırınlar, çikolatacılar ve küçük bistro’larla şehrin en iyi yemek caddelerinden biri. Paris’in klasik tatlıları burada: éclair, mille-feuille, Paris-Brest. Bir fırının kalitesini anlamanın en kolay yolu bagetine bakmak; kabuğu çatlak ve koyu renk olacak. Paris genelinde ne yenir →
Montmartre için önerdiğimiz turlar
Montmartre’ın hikâyesi sokaklarda görünmüyor: hangi evde kimin yaşadığı, bağın neden hâlâ orada olduğu, kabarenin nasıl doğduğu anlatılmadan tepenin tamamı kalabalık bir meydandan ibaret kalıyor. Rehber sizi turistik güzergâhın dışına çıkarıyor. Sabah turunu seçin, öğleden sonra Place du Tertre tıklım tıklım oluyor.
🎨Marais, Place des Vosges ve Père-Lachaise


Marais ‘bataklık’ demek ve gerçekten öyleymiş; on yedinci yüzyılda aristokrasinin taşınmasıyla saraylar dolmuş. Haussmann’ın on dokuzuncu yüzyıldaki büyük yıkımından kurtulan ender mahallelerden biri, bu yüzden sokak dokusu hâlâ ortaçağ.
Bugün mahalle üç şeyin üst üste bindiği bir yer: eski Yahudi mahallesi, tasarım ve moda dükkânları, ve şehrin en canlı gece hayatı.
Marais’de ne yapılır
Place des Vosges’tan başlayın: 1612’de açılmış, şehrin en eski meydanı ve kemerli galerileriyle hâlâ en güzeli. Victor Hugo’nun evi meydanın köşesinde ve ücretsiz. Sonra Rue des Rosiers’e girin — mahallenin Yahudi caddesi, falafel kuyruğu buradan tanınıyor.
Mahallede iki müze öne çıkıyor: Musée Picasso (sanatçının kendi koleksiyonu) ve Musée Carnavalet (Paris’in tarihi, ücretsiz). Kuzeydoğuya doğru yürürseniz Centre Pompidou, daha ötede Père-Lachaise Mezarlığı var — ağaçlı yolları ve heykelleriyle bir parka benziyor, girişten harita alın yoksa kaybolmak kaçınılmaz.


Marais’de ne yenir
Marais yemek için şehrin en iyi mahallelerinden. Rue des Rosiers’de falafel, çevresinde küçük şarap barları, kuzeyde Haut-Marais’de yeni nesil lokantalar var. Pazar günü Paris’in çoğu kapalıyken bu mahalle açık — bu tek başına bir sebep. Akşamüstü bir bardak şarap ve peynir tabağı için şehrin en rahat yeri burası. Paris genelinde ne yenir →
Marais için önerdiğimiz turlar
Paris’te iyi yemek bulmak kolay değil; şehirde turistik lokanta sayısı gerçek olandan fazla. Bu tur mahallenin fırınlarını, peynircilerini ve küçük lokantalarını sırayla geziyor ve her durakta tadım var. Kahvaltı yapmadan gidin, gerçekten doyuruyor. İlk günlerde yapılırsa geri kalan akşamlar için de fikir veriyor.

Père-Lachaise yetmiş hektar ve içinde kaybolmak çok kolay; haritayla bile aradığınız mezarı bulmak yarım saat sürüyor. Rehberli turda Chopin, Oscar Wilde, Edith Piaf ve Jim Morrison sırayla geziliyor ve aradaki hikâyeler anlatılıyor. Yağmurlu bir günde uygun değil, zemin taş ve kaygan.

Kaç günde nereye gidilir?
- 3 gün: Île de la Cité ve Latin Mahallesi, Louvre ve Champs-Élysées, Eyfel ve Sena. Şehrin özeti bu üç gün.
- 4 gün: Üstüne Montmartre ve Opéra. Tepeye sabah çıkın, akşamı aşağıdaki mahallelere bırakın.
- 5 gün: Marais ve Père-Lachaise ekleniyor. Pazar gününüz varsa Marais’ye o günü verin, şehrin çoğu kapalıyken orası açık.
- 6 gün: Bir günü şehir dışına verin. Versailles en çok tercih edileni; kalabalıktan kaçmak isteyen Fontainebleau’ya, bahçe sevenler Giverny’ye gidiyor.
Sitedeki Paris planlayıcısı bu sıralamayı gün gün kuruyor ve mahalleler arası yürüyüş mesafelerini de hesaba katıyor.
Paris”te ne yenir
Her durağın kendi yemeğini yukarıda yazdık; burada ülkenin her yerinde karşınıza çıkacak klasikler var.
- Kruvasan ve baget — iyi bir fırını bagetinden anlıyorsunuz: kabuğu çatlak, koyu renk ve içi düzensiz gözenekli.
- Soğan çorbası — üstü kızarmış ekmek ve gratine peynirle; kışın klasiği.
- Confit de canard — kendi yağında pişmiş ördek but; yanında sarımsaklı patates.
- Steak frites — biftek ve ince patates; bistro mutfağının temel taşı.
- Peynir tabağı — Fransa’da peynir tatlıdan önce geliyor. Comté, brie, chèvre ile başlayın.
- Éclair, mille-feuille, Paris-Brest — pastanelerin üç klasiği; Paris-Brest fındık kremalı ve bisiklet yarışından esinlenmiş.
- Krep ve galette — tatlısı buğday, tuzlusu karabuğday unundan; yanında elma şarabı.
- Falafel — Marais’de Rue des Rosiers’in klasiği; kuyruk uzunsa doğru yerdesiniz.
Yemek saatleri: öğlen 12.00-14.00, akşam 19.30-22.30. Arada mutfak kapanıyor. Kafede ayakta içilen kahve masada içilenden ucuz. Bahşiş servise dahil; memnun kaldıysanız yuvarlamak yeterli.
Paris yazılarımızın devamı
Bu yazıdaki tur, bilet ve eSIM bağlantıları ortaklık bağlantısı (GetYourGuide, 12Go, Omio, DiscoverCars, BNESIM, Holafly). Bir satın alma yaptığınızda size ek maliyet olmadan siteye küçük bir komisyon geliyor ve rotaların ücretsiz kalmasını bu sağlıyor. Yalnızca gerçekten önerdiğimiz ürünleri koyuyoruz.
Diğer fotoğraflar Wikimedia Commons’tan Creative Commons lisansıyla alındı.